Tuz Ekmek Hakkı
Tuz ekmek hakkı; Birinin ekmek yedirip iyilik ettiği kimse üzerindeki manevi hakkı anlamına gelmektedir. Tuz ve ekmek üzerine yazılar yazdım. Türk kültüründe önemli yerleri olmuştur.
Ekmek bizim için kutsaldır. Ekmek yere düştüğü zaman yerden kaldırıp. 3 kere öpüp basılmayacak bir yere koyarız. Kuşlar ve haşeratlar bunlardan rızıklarını alırlar.
Tuz değerli bir nimettir. Küçükken dinlediğim bir hikaye kafamda yer edinmiş. Sizlerle bunu paylaşayım.
Bir gün iki elti yemek yapıyorlarmış. Yemek yaparken elinden bir avuç tuz dökülmüş. Tuz nimettir, değerlidir diyip. Elini ateşe uzatıp, tuzu alır. Elini açtığında bir bakar, altın olmuş. Bunu gören eltisi aynısını yapar fakat eli kömür olmuştur. Görüldüğü gibi tuzun önemini hikayelerde karşımıza çıkmaktadır.
Bu yazıyı Mehmet SAMSAKÇI’NIN “TÜRK KÜLTÜR VE EDEBİYATINDA TUZ VE TUZ-EKMEK HAKKI” adlı makalesini bu yazıda benim çokça yararlandığım bir makale olmuştur. Kaynaklar kısmından makaleye ulaşıp ayrıntılı olarak inceleyebilirsiniz.
Tuz ekmek hakkını bilmeyen akibet gözden çıkar.
Aşçı dükkânlarında genellikle duvarda asılı bulunan ve aşçının pirine bağlılığını da gösteren bir levhanın üzerinde işte böyle yazardı. Bu konuda Osmanlıda aşçı dükkanları yazımı okuyabilirsiniz.
TUZ EKMEK HAKKI
“Tuz Ekmek Hakkı” deyimi bir kadirbilirlik bir vefa borcu anlatırken, “Tuz Ekmek Haini” deyimi de nankörlük içerir.
Ekmek ve tuz, Eskiçağ insanının vazgeçilmez iki temel gıdasıdır. Almanca’da “Tuz ve ekmek, yanakları kırmızı yapar, açlığı sona erdirir” şeklinde bir deyiş vardır.
KUTADGU BİLİG
Tuzu, ekmeği bol tut, başkalarına ikram et; bir kimsenin aybını görürsen, açma
Gözü tok, başkaları üzerinde tuz-ekmek hakkı olan, cömertlerin namlısı ne der, dinle. Malını insanlara dağıt, yedir ve içir; mal seni kullanacağına, sen onu kullan.
Adının namlı ve şöhretli olmasını dilersen, başkalarına tuz-ekmek yedir; yaşamak dilersen, yine aynı şeyi yap. İnsanlık yapan, itimat kazanan ve cömert olan insana, tuz-ekmek hakkı diye, askerler bunun hakkını öderler.
TÜRKİ CUMHURİYETLERDE
Manas’ta Bakmuru’nun göçü esnasında Karıkar Bozkırı’nda buranın halkı ile “tuz yalayıp dost oldu” denilmektedir. Hz. Ali, tuz ekmek hakkı için insanları bağışlar kıymaz, Battal Gazi bu hakkın hatırı için helalleşir, Âşık Kerem onları kardeş bilir. Ekmek etrafında sözlü kültür ürünleri üremiştir.
Bir Azerbaycan mahnısın’da bu konuda un- kut bağlantısı anlatırken “kutlu un çuvalının kutu ağzı bağlanılarak içinde kalsın”( tuz-ekmek hakkını yitirip inkâr edenin yüreği yaralı olsun) denir.
Özbek Türklerinde bala doğarken annenin başucuna nan (ekmek), tuz, bıçak, ısırık (üzerlik), sarımsak konulur. Ekmek anneye ısırtılır, üzerlik koklatılmaktadır.
Ekmek ve tuz içerikli inançlar çok kere birlikte alınmalıdır.
Ekmek-tuz hakkı, Türk kültüründe köklü bir yere sahiptir ve günlük yaşama uygulamaları ile yansımıştır.
Anadolu Türk kültür coğrafyasındaki “Tuz Ekmek Hakkı özlü sözü Azerbaycan Türk kültür coğrafyasında “Tuzla Ekmek Unutulmaz” şeklinde, Özbek Türk kültür coğrafyasındaki “Tuzunu İçip Tuzluğuna Tükürmek” özlü sözü Azerbaycan Türk kültür coğrafyasında “Tuzu Yiyip Tuz Kabını Kırma” şeklinde yaşamaktadır.
BARIŞ MANÇO VE DÖRT KAPI
Barış Manço müziğini ve felsefesini binlerce yıllık Türk kültür tarihi üzerine inşa etmiştir. Orta Asya’dan aldığı ve bugün Anadolu’ya taşınmış olan ozanlık geleneğinin de günümüz çağdaş , temsilcileri arasında yer almıştır.
Tuz, ekmek hakki bilene sofra kurmasan da olur.
Ilık bir tas çorba yeter; “Rızkım buymuş.” der içerim.” (Dört kapı)
Barış Manço’nun bahsetmiş olduğu “tuz ekmek hakkı” yukarı konusu geçen “kadir kıymet bilmek, hatır saymak, yapılan iyiliği unutmamak” gibi anlamında kullanılmaktadır.
“Rızkım buymuş” kısmında anlatmak istediği ; İslam inancında “rızık” , insanın (kulların) karnının doyurması , Allah’ın verdiği rızık sayesindedir. Çünkü rızık İslam inancında rızık Allah’tandır.
Kuran’da şöyle buyurmaktadır.
Bakara suresi 254. Ayette
Ey iman edenler! Size rızık olarak verdiklerimizden infak edin; İçinde hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı gün gelmeden önce. Gerçeği yalanlayan nankörler, zalimlerin ta kendileridir.
İslam inancında az nimetle ile yetinebilmek ve Allah’a şükretmek esastır. Eserde geçen rızık kavramı, İslam’ın özünde yatan şükretmek, paylaşmak ve nefsi gerektiğinde az gıda ile doyurmak gibi manalarda örtüşen metaforlara denk düşmektedir.
EDEBİYAT
Karacaoğlan, tuz ekmek yenilen yani iyiliği görülen yere hıyanetlik yapılmayacağını şöyle dile getirmiştir:
Ararsan var kalbin ara
İller sana ne der göre
Tuz ekmek yediğin yere
Hıyanetlik etmek olmaz
Yunus Emre şiirlerinden:
Şükür bu deme geldük dostları bunda bulduk
Tuz ekmek bile yidük ışk demin oynar iken.
Dostlar gel esenleşelim
Tuz ekmek helallaşalım.
Ekmek yiyüp tuz basmak ol namerdler işidür
Ekmek anı konmaya tuzun hakkı var ise.
Kaygusuz Abdal da Hz. Peygamberin hoşnutluğunu kazanmak için tuz-ekmek hakkını inkâr etmemek gerektiği kanaatindedir:
“Tuz ekmek hakkını sakla iy Safa
Ta ki hoşnut ola senden Mustafa”
Aşkî
“Getirir yerine vallahi tuz ekmek hakkın
Ekmek isterse yarama ol yâr nemek “
(O sevgili eğer yarama tuz ekmek isterse vallahi tuz ekmek hakkını yerine getirir.)
“Âhi”
“İtlerünle âsitânunda tuz ekmek kadrini
Anıcak nân u nemek hakkına yârân ağlasun”
(Dergahında köpeklerinle tuz ekmek hakkını anınca, tuz ekmek hakkı için dostlar ağlasınlar.)
Kaynak:
Mehmet SAMSAKÇI’NIN “TÜRK KÜLTÜR VE EDEBİYATINDA TUZ VE TUZ-EKMEK HAKKI”
DR. YAŞAR KALAFAT “TÜRK HALK İNAÇLARINDA BESLENME”






